Etiketler

, , ,

Nağmeler vardır alıp götüren… Zamansız… yaşanmış ya da yaşanması tahayyül edilerek hatırat edinilen anılara. Kimi çocukluk kokusunu, kimi yitik gençliğin özlemini ince bir sızı gibi hissettirir. Ve tarifi imkansızdır…

Boğaz tıkanıklığı…

Nağme işte. kaybolmaya yüz tutmuş hatırat tarlalarını alt üst eder. Ekime başlanılacak toprak gibi… Ama sonrası nadasdır… Bekler, bekler ve bir daha bekler o nağmeyi duymayı.

İyi olduğunu düşünmüşümdür hep. Verimli bir toprağın kanıtıdır çünkü. Bin bir coşkuyla, törenle dikilen fidanlar ve hiç büyümeyen çocukluk hatırat ormanı ya da neyse işte…

Yinede birşeydir bu, varlığı işaret… Tüm bir ömrün virajlarında yeşertme çabasında elde kalan hatırat ormanları… Otobüs camına sığan tüm bir yurdu yeşertme çabaları…

Dedik ya ansızın çıkılan bir yolculuğun müsebbibi nağmeler işte. Bazen söyletir gördükçe tabelaları adama. İyiki de  söyletir. Verilen çabaların ne kadar ulvi olduğunu hatırlatmalı geleceğe, genç nesile… Varsın orda orman olmasın. Yeter ki yeri daim olsun… Elbet bir gün yeşerten biri çıkar, yurdumun geleceğini…

 

Reklamlar